Sade, zarif ve klasik çiçeklerin değişik renk ve dizaynda sunulan çeşitlerini birçok özel gün ve durum için sevdiklerinize hediye edebilir, duygularınızı çiçekler ile ifade edebilirsiniz.
Yeni ve sıradışı
PETUNYA
Petunia çiçekli bitkilerin Solanaceae ailesinden olan kültür ortamında çokça yetiştirilen bir bitkidir. Popüler çiçek ismini Fransızcadan almaktadır. Fransızcada, "petun" kelimesi eskiden "tütün" anlamına gelmekteydi. Fransızlar terimi Amazonlar'daki yerel bir kızılderili lehçesinden almışladır. Bahçelerde görülen birçok çeşidi melezdir. Çiçel rengi ve boyutu açısından geniş bir aralık sunarlar.
Bazı botanikçiler bitkiyi Calibrachoa cinsindeki bitkileri Petunia cinsine eklerler. Botaniksel olarak, tütün bitkileri ve petunyalar ilişkilidir.
Petunyaların yaprakları bazen Pul kanatlılar (Lepidoptera) türünün Macroglossum stellatarum (Hummingbird hawk moth) ve Melanchra persicariae (Dot Moth) dahil bazı larvaları tarafında yenilmektedir.
Şayet petunya büyütüyorsak, onları doğrudan güneş ışığına bırakmak ve dokununca toprağı kuru olduğunda sulamak gerekmektedir. Petunyalar yıllık bitkiler olarak düşünülsede, aslında çok yıllık bitkilerdir. Uygun ortamlar sağlandığında yıllarca yaşamaya devam edebilirler.
Yıldız Çiçeği
Yıldız çiçeği, Asteraceae familyasından Dahlia cinsini oluşturan yaz ve sonbahar mevsiminde çiçek açan, gövdesi çalı, kökleri yumru şeklinde bitki cinsi. Anavatanı Meksika olup bu ülkenin ulusal çiçeği olarak kabul edilmektedir.
İspanyollar tarafından ilk olarak Meksika dağlarında bulunmuştur. 1872 senesinde bir kutu yıldız çiçeği Meksika'dan Hollanda'ya gönderilmiştir. Sadece tek bir bitki bu yolculukta canlı kalabildi.
Yıldız çiçekleri bazı kelebek (Lepidoptera) türlerinin larvaları tarafından besin olarak tüketilmektedir.
Yıldız çiçeğinin bilimsel adı Dahlia, 18. yüzyıl İsveç botanikçisi Anders Dahl adından gelmektedir. Yıldız çiçeği Washington Eyaletinin başkenti Seattle'nin resmi çiçeğidir
Alibeykoy
Hakkında:
Alibeyköy, İstanbul'un Eyüp ilçesi sınırları içindeki bir semttir. Tarihinde mısır tarlaları ile bilindiğinden günümüzde aynı tarlalardan eser olmamasına karşın semtin girişindeki dev mısır heykelinde de görülebileceği gibi semtin sembolü olarak seçilmiştir.
Tarihçe
Alibeyköy'e adını veren Ali Bey, Karesi Beyliği Emirlerinden Evrenos Gazi'nin oğlu Ali Bey'dir. Orhan Bey'in beyliği ele geçirmesinden sonra Karesi Beyliği Osmanlı hizmetine girmiş ve Evrenos Gazi Rumeli'deki fetih hareketlerinde Orhan Bey'i desteklemiştir. Hizmetlerinden ötürü Orhan Bey, Evrenos Bey'e vakıf için İstanbul'da istediği yerleri bağışlamıştır.
Evrenos Gazi'nin oğlu Ali Bey de zamanının Osmanlı sultanlarından olan Fatih Sultan Mehmet'i fetihlerinde desteklemiş ve o da babası gibi Fatih Sultan Mehmet tarafından iltifat görmüş ve günümüzdeki Alibeyköy semti sınırları içindeki bir çiftliği kendisine mülk olarak vermiştir. Semtin adı da onun işte sözü geçen Ali Bey'den ötürü Alibeyköy olmuştur. Ali Bey 1485 yılında vefat etmiş ve Yenice-i Vardar'daki türbesine gömülmüştür.
Bizans döneminde bir yerleşim yeri olmayan semt Osmanlı'nın kenti fethinden sonra da hızla yerleşime açılmamış hatta 1498 tarihli Osmanlı kayıtlarında semtin nüfusu içinde Ali Bey'in çiftliğindeki çalışanların çoğunluğu oluşturduğu 46 kişi olarak gösterilmiştir.
Osmanlı'nın son döneminde semt 90.000 dönümlük meralarıyla sarayın ve Osmanlı ordusunun et ihtiyacını karşılamak için yetiştirilen kasaplık koyunların beslendiği bir yer haline gelmiş, Cumhuriyet döneminde ise semtin topraklarının miri ve vakıf arazileri halka dağıtılmıştır.
Tarihi Yerleri
Alibeyköy'de Bulunan Tarihi Yerler ve Tarihi Eserler
Alibeyköyü’nün en eski yapısı, 1595 de inşa edilen Çoban Çeşme ve Silâhdar çeşmeleridir. 1700 lü yılların başında da merkezdeki Hatice Sultan Camii, Hibetulllah Sultan tarafından inşa ettirilmiş ve Padişah III.Ahmet minberini koydurmuştur.Bu yapı hakkında Camiler bölümünde daha geniş bilgiler bulunmaktadır.
1857 de Alibeyköyüne hicret etmiş olan ve kanun çıkınca Öztunç soyadını alan, en eski muhacir, Ali Dede ve oğlu Hasan Dede’nin çocuklarına anlattığına göre; Alibeyköyüne geldiklerinde 5 tane büyük köşk veya saray varmış. Bunların üç tanesi Adile Sultan köşkleridir, Dördüncüsü Ağa Efendi’nin satın alıp tamir ettirdiği ve sonra Apikoğluna sattığı konak ve beşincisinin de Çırçırdaki Tekke binası veya Jandarma karakolu binası olması iktiza eder. Çünkü başka büyük yoktu.
Ağa Efendinin konağı gerçek bir ahşap mimari şaheseri idi. Ahşap işleri ve süslemeleri, oymaları ile topyekün ev eşyası ancak saraylılarda veya en azından vüzera takımında olabilirdi. Şahsen o binada geçen çocukluğum (A. Hami Hatman) ve alt kısmındaki selâmlık dediğimiz küçük konağında geçen gençliğim sebebi ile bu yapıları hala gözümde, bütün ihtişamları ile canlandırabiliyorum.
Alibeyköyü nüfusu ilk yerleşenlerin çoluk çocük sahibi olup yeni aileler ile artmasından ziyade, aldığı göçler ile çoğalmıştır. İlk gelenler Ali Beğ’in Yenicevardar’dan çiftlik için gönderdiği bahçıvan aileler idi. Bir kısmı daFatih Vakfiyeleri ile Saya merasında kurulan Saya Ocağı ve eş zamanlı olarak Evlice Baba vakfı ile Alibeyköyü’nde kiraya verilecek evler inşa eden çalışanlardı.Alibeyköyü,II. Beyazıt Vakfiyeleri ve Kırım Fatihi Mustafa Bey vakfının çiftliği için gelenler ve doğumlarla , 17 asır ortasında 40 haneye ulaşmıştı.
Bizans döneminde Alibeyköyünde yerleşim yoktu. Bizanslılar surların dışında, bilhassa Eyüp semtinde bazı yapılar inşa etmişler ve su kaynaklarını ayazma denilen depolu çeşmeler haline getirmişlerdir. Bu içme sularının kalıntıları 1950 yıllarında Alibeyköyünde de vardı
Alibeyköyünde M.Ö. 2. asırdan kalma bazı mermer eserler bulunmuş ve bunlar İstanbul Arkeoloji müzesine kaldırılmıştır. Bunlardan anlıyoruz ki Alibeyköyü semti yerleşim yeri olmamakla beraber Bizanslı ve diğer halkların yararlandığı bir bölge idi.
Alibey çiftliği onun 1485 de vefatına kadar devam etti. 1498 tarihli Osmanlı kayıtlarında köy nüfusunun 46 kişi olduğu yazılıdır. Bunlar Alibey çiftliğinin personeli olup bir kısmı toprağı işleyerek vergisini veren ve koyun yetiştiren müslümanlar idi. Hiç bir devirde Alibeyköyüne gayrimüslim iskân edilmedi. Hristiyanlar Silâhtar ve Çamlık semtini tercih ederlerdi.
Evliya Çelebi , kuruluştan 200 sene sonra yazdığı seyahatnamesinde Alibeyköyü’nün, 17 asır ortalarında, “ Kırk kadar evi olan ve 70-80 kadar çınar ağacı ile süslenmiş bir mesire yeri “ olduğunu yazmıştır. Burası şimdi Çırçır dediğimiz mahalledir. Çırçır 1720 lerde yeniden ihya edilmiş ; Bentler, havuzlar, fıskiyeler ve gül bahçeleri yapılmış ve çitlenbiklerdeki IV. Mehmet’in av köşkü de oğlu III. Ahmet tarafından tamir edilmiş ve Alibeyköyü gerçek bir mesire, zevk ve sefa mahalli haline gelmişti.
Bu dönemde Alibeyköyü’nün adı Hüsrevabat olmuştu. Bu saltanat 1730 tarihine kadar sürmüş, isyancılar Kâğıthane ve Alibeyköyü’nü yakıp yıkmışlar ve yağma etmişlerdi
Fetihten 400 yıl sonra 1850’ lerde Adile Sultan Alibeyköy-Silâhtar arasındaki yolun yamacına bir saray grubu inşa ettirdi. Çok hayırsever olan bu sultan Alibeyköy halkına çok yardımlarda bulundu. 1899 da vefatından sonra bakımsızlıktan harap olan saraylardan 1950 yıllarında yalnız temeller kalmıştı. Bunları da bu tarihten sonra gelen gecekonducular söküp kullandılar
Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet II. İle başlayan Hassa arazilerini yararlı şahıslara vererek vakıflar kurdurma olayı oğlu II:Beyazıt ile devam ederek Alibeyköy ‘de bir çok vakıf kurulmasına ve arazilerin bu vakıflar tarafından kiraya veya yarıcılık yolu ile işletilmesine neden olmuştur. 1793 lerde de Alibeyköyünün büyük bir bölümü III.Selim tarafından Silâhtarı Seyit Abdullah Ağa’ya verilmiş ve Ağa’nın kurduğu vakıf halen Alibeyköylünün yüreğine oturmuş ve gündemindedir
Ayrıca vakıf dışındaki araziler miri malı olarak Devlet ve Padişah hayvanlarının yayılma ve barınma yeri olarak kullanılırdı. Silahtar yolu üzerinde ve Çobançeşme’de bu iş için büyük ahırlar ve bakıcılar için mekânlar vardı.Osmanlının son döneminde Alibeyköy arazisi Paşalar’a arpalık olarak verilmişti. Silâhdar Alibeyköy arası çayırlar Enver Paşa tarafından ekiliyordu.
Bugün Saya merası dediğimiz bölgenin Yeşilpınar kısmında Saya Ocağı isimli bir teşkilât vardı. Bunlar Sarayın ve Osmanlı Ordusunun ve İstanbul Şehrinin et ihtiyacını karşılamak üzere kendilerine tahsis edilen ve 90.000 dönüm olan mera’larında koyun beslerler ve Saraya kasaplık ve kurbanlık yetiştirirlerdi. Koyun miktarı yıllık 15.000 civarında idi. Kendileri ve hayvanatın ihtiyacı için 2000 dönüm tarlalarında sebze ve yem bitkileri yetiştirirlerdi. Sarayın günlük ihtiyacı hergün teslim edilirdi. Teşkilâtı yeniçeriler korurdu. Fatih Sultanı Mehmed’in Akşemsettin hazretlerinin tavsiyesi üzerine kurduğu bu ocak 1908 de kaldırıldı.
Saya Ocağı kalabalıktı.Çiftçisi, Çobanı, İşçisi, Sanatkârı, Ahçısı, Arabacısı, mezbahası ve Yeniçerileri ile büyük bir aile idi. Camisi ve özel mezarlıkları vardı. Meskenler, Bekâr odaları, Ağa evleri, ve Ahırlar, Ağıllar, Ambarlar ve işyerleri ile büyük bir sistemdi.Saraydan tahsisat almakla birlikte birçok gıda maddelerini kendileri yetiştirirlerdi.Çöplüğünde o kadar çok it ürerdi ki mevkiin diğer adı Köpek yaylası olmuştu.
Saya Ocağının Ağa’larından olan Mahmut Ağa, Köy’e inerek buraya yerleşti. Sonra seçimle Muhtar oldu. Cumhuriyet Hükümetinin 1933 deki umumi talimatı ile bütün köy arazisinin Miri ve Vakıf yerlerini halk’a dağıttı
İstanbulu'n işgalinde, müttefik kuvvetlerinden İngilizler şimdiki Hasdal’a karargâh kurmuşlardı. 2 Ekim 1923’e kadar burada kalmışlardı. Nöbet tutan devriyeleri köy içinde de Kartallı bahçede durak yaparlardı
Muhtarlıklar
ALİBEYKÖY MERKEZ MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 61 66
AKŞEMSETTİN MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 28 43
ÇIRÇIR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 85 90
DEFTERDAR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 576 01 44
DÜĞMECİLER MAHALLESİ MUHTARLIĞI 563 77 91
EMNİYETTEPE MAHALLESİ MUHTARLIĞI 625 44 42
ESENTEPE MAHALLESİ MUHTARLIĞI 627 80 81
EYÜP MERKEZ MAHALLESİ MUHTARLIĞI 581 73 97
GÖKTÜRK MERKEZ MAHALLESİ MUHTARLIĞI 239 19 18
GÜZELTEPE MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 25 24
İSLAMBEY MAHALLESİ MUHTARLIĞI 616 91 90
KARADOLAP MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 41 83
MİMARSİNAN MAHALLESİ MUHATARLIĞI 239 19 18
MİTHATPAŞA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 360 03 33
NİŞANCA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 567 16 13
RAMİ CUMA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 581 86 53
RAMİ YENİ MAHALLE MUHTARLIĞI 545 11 73
SAKARYA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 17 01
SİLAHTARAĞA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 578 30 50
TOPÇULAR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 613 37 97
YEŞİLPINAR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 649 95 51
KEMERBURGAZ BÖLGESİ MUHTARLIKLARI