Sade, zarif ve klasik çiçeklerin değişik renk ve dizaynda sunulan çeşitlerini birçok özel gün ve durum için sevdiklerinize hediye edebilir, duygularınızı çiçekler ile ifade edebilirsiniz.
Sayfalar:
1
Fiyata Göre Sırala
AYICIK GÜL
Sevimli ayıcık ve zarif kırmızı gül tasarımı sizden sevdiklerinize...
Fiyat: 35,00 YTL Ürün Kodu: 0046
KADEHTE GÜL
Zarif kadeh içerisinde kırmızı güller, etrafında şık beyaz cipsofilla...
Fiyat: 55,00 YTL Ürün Kodu: 0036
Sıcak Sarılar
Zarif sarı güllerin ve lilyumların mevsim çiçekleri ile sepetteki uyumu...
Fiyat: 60,00 YTL Ürün Kodu: 005
GÜLLER VE LİLYUMLAR
Sıcak sarı lilyumlar ve güllerle değişik yaprak ve bitkilerin mükemmel uyumu...
Fiyat: 60,00 YTL Ürün Kodu: 003
SANDIKTA ARAJMAN
Küçük sevimli kutu içerisinde peluş ayıcık ve özel kır çiçekleri...
Fiyat: 75,00 YTL Ürün Kodu: 0030
KALP
Muhteşem beyaz güllerden kalp şekline tasarlanmış zarif güller...
Fiyat: 90,00 YTL Ürün Kodu: 0031
SARI GÜLLER
12 adet sarı gül hoş bir cam vazo içerisinde mükemmel uyumlu yaprak...
Fiyat: 95,00 YTL Ürün Kodu: 004
35 KIRMIZI GÜL
Cam vazo içerisinden birbirinden güzel 35 adet kırmızı gül kelimelere...
Fiyat: 230,00 YTL Ürün Kodu: 0020
Sayfalar:
1
Fiyata Göre Sırala
Yeni ve sıradışı
PETUNYA
Petunia çiçekli bitkilerin Solanaceae ailesinden olan kültür ortamında çokça yetiştirilen bir bitkidir. Popüler çiçek ismini Fransızcadan almaktadır. Fransızcada, "petun" kelimesi eskiden "tütün" anlamına gelmekteydi. Fransızlar terimi Amazonlar'daki yerel bir kızılderili lehçesinden almışladır. Bahçelerde görülen birçok çeşidi melezdir. Çiçel rengi ve boyutu açısından geniş bir aralık sunarlar.
Bazı botanikçiler bitkiyi Calibrachoa cinsindeki bitkileri Petunia cinsine eklerler. Botaniksel olarak, tütün bitkileri ve petunyalar ilişkilidir.
Petunyaların yaprakları bazen Pul kanatlılar (Lepidoptera) türünün Macroglossum stellatarum (Hummingbird hawk moth) ve Melanchra persicariae (Dot Moth) dahil bazı larvaları tarafında yenilmektedir.
Şayet petunya büyütüyorsak, onları doğrudan güneş ışığına bırakmak ve dokununca toprağı kuru olduğunda sulamak gerekmektedir. Petunyalar yıllık bitkiler olarak düşünülsede, aslında çok yıllık bitkilerdir. Uygun ortamlar sağlandığında yıllarca yaşamaya devam edebilirler.
Yıldız Çiçeği
Yıldız çiçeği, Asteraceae familyasından Dahlia cinsini oluşturan yaz ve sonbahar mevsiminde çiçek açan, gövdesi çalı, kökleri yumru şeklinde bitki cinsi. Anavatanı Meksika olup bu ülkenin ulusal çiçeği olarak kabul edilmektedir.
İspanyollar tarafından ilk olarak Meksika dağlarında bulunmuştur. 1872 senesinde bir kutu yıldız çiçeği Meksika'dan Hollanda'ya gönderilmiştir. Sadece tek bir bitki bu yolculukta canlı kalabildi.
Yıldız çiçekleri bazı kelebek (Lepidoptera) türlerinin larvaları tarafından besin olarak tüketilmektedir.
Yıldız çiçeğinin bilimsel adı Dahlia, 18. yüzyıl İsveç botanikçisi Anders Dahl adından gelmektedir. Yıldız çiçeği Washington Eyaletinin başkenti Seattle'nin resmi çiçeğidir
Eyup
Hakkında:
Eyüp
Eyüp, İstanbul ilinin Avrupa yakasında yer alan bir ilçesi.
1936'da kurulan Eyüp ilçesinin yüzölçümü 242 km²'dir. 21 mahallesi 1 belde belediyesi ve 8 köyü bulunan Eyüp ilçesinin nüfusu 2000 yılındaki sayıma göre 255.921'dir. İlçe'nin haliç'in iç kesiminde kısa bir sahil şeridi vardır.
İlçe ismini, sınırları içinde türbesi bulunan Eyüp Ensari'den almaktadır. İstanbul'un Fethinden sonra Türklerin sur dışında kurduğu ilk yerleşim merkezi olan Eyüp'te başta Eyüp Sultan Camii olmak üzere Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihi eser mevcuttur. III. Selimin annesi Mihrişah Valide Sultan'ın inşa ettirdiği imaret 200 yıldan beri faaliyetini sürdürmektedir. Tarihi Eyüp mezarlığında Osmanlı döneminin önemli asker, devlet adamı ve alimlerinin mezarları bulunmaktadır.
Eyüp İstanbul Metropolitan Alanı'nın Batı yakasında, Çatalca Yarımada'sında yer almaktadır.İlçe doğuda Sarıyer, Şişli, Kağıthane, güneydoğuda Beyoğlu, güneyde Fatih ve Zeytinburnu, güneybatıda Bayrampaşa, batıda ve kuzeybatıda Gaziosmanpaşa ilçeleri ile çevrilidir. İlçe Haliç'in son bulduğu noktada başlayan, kuzeyde Karadeniz kıyılarına kadar uzanan 242 km2'lik geniş bir alana sahiptir. İlçe sınırları içinden Alibeyköy ve Kağıthane dereleri geçerek Haliç'e dökülmektedir. Arnavutköy ve İmrahor yörelerinin sularını alan Alibeyköy Deresi önce doğuya, sonra da güneye Haliç'e yönelmektedir. Yaklaşık 50 km uzunluğundaki derenin üzerinde Alibey Barajı mevcutdur. Eyüp tarihi merkezi Haliç doğal suyolu üzerinde bulunmaktadır. Kent yalnızca kurumsal, ekonomik ve politik bir olgu değil aynı zamanda tarihsel gelişim süreci içinde oluşan, bir mimari fenomendir. Şehirleri meydana getiren, anıtların birlikte var olmaları, yaşantıların, anıların, geleneklerin,ilişkilerin bağlantıların, bir öncekine saygının , etkileşimlerin , var olmaları daha da önemlisi birlikte var olmalarının birer tanıklığından başka bir şey değildir.
Kentin mekansal oluşumunda, hem coğrafi hem de tarihsel olarak bulunduğu yerin önemi büyüktür. Eyüp uygun topoğrafik yapısı, iklimi, suya ulaşım kolaylığı ve verimli toprakları nedeniyle tarih öncesi dönemden beri insanların yerleşmesi ve yaşaması için cazibe merkezi olmuştur. Kağıthane ve Alibey derelerinin birleştiği yerde 1949 yılında yapılmış olan Arkeolojik kazılar M.Ö. 2. yüzyıldan kalan bazı yapılara işaret etmektedir. Bizanslı Dionisios bu derelerin birleştiği yerde yapılmış Semestra Sunağı çevresinde bir yerleşimden bahseder. 1544'den 1550'ye kadar kentte bulunan Gilles Bizanslı Dionisios'u referans göstererek, Haliç'in eski çağlarda temiz suları, yeşil tepeleri ve koyları ile güzel bir yer olduğunu belirtir. Deniz ve rüzgarın şiddetine karşı korunaklı doğal bir limandır. Bölgenin Bizans dönemine ait (M.Ö.4 .y.y. -1453) açık bir tasvirini bulmak oldukça güçtür. En erken bilgiler Theodosius II'un arkadaşı Paulinus tarafından verilmektedir. Bu bilgiler Aziz Kosmas ve Damianus adlarına yaptırılmış bir kilisenin varlığına işaret eder. (Van Millingen 1899=170) Manastır büyük bir olasılıkla 5.yüzyılın ikinci yarsında yapıldı ve daha 6.yüzyılda yurt ve hamamı olan popüler bir şifa yeri oldu. 626'daki Avar kuşatması sırasında yıkılan manastır, 10.yüzyılda Michael IV (1034-1041) tarafından çeşitli eklemelerle daha geniş bir biçimde ve binayı bir duvarla çevreleyerek yeniden inşa ettirilmiş ve 15.yüzyıla kadar tamamı değilse bile bazı bölümleri ile varlığını sürdürebilmiştir.