Atama, yeni iş, mezunyet, yeni ev… Bu özel günleri, önemli olayları göndereceğiniz çiçeklerle kutlayın. Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır. (Byron)
Nymphaea, Nymphaeaceae (nilüfergiller) familyasına bağlı bir su bitkisi cinsidir. Cinste dünya geneline yayılmış, toplam 50 civarı tür bulunmaktadır.
Nuphar cinsiyle yakından ilgilidir ve Nuphar türlerinden farklı olarak daha geniş taçyapraklara sahiptir. Meyvesinin olgunlaşması açısından da farklıdırlar, Nymphaea meyvesi çiçek kapanır kapanmaz suyun altına batarken, Nuphar meyveleri olgunluğa kadar suyun üstünde kalır.
Antik Mısırlılar lotuslara (bu isimler anılırdı) büyük saygı duyarlardı. N. caerulea`nın (Mısır mavi nilüferi) çiçekleri gündüz açılır, hava kararmaya başlayınca da suyun altına batar. N. lotus (Mısır beyaz nilüferi) ise gece çiçeğini açar ve sabah kapatırdı. Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.
Köksaplar, dimdik yükselir veya sürünücü, dallı veya dalsızdır. Yapraklar çoğunlukla değişken; damar yapısı elsi, dip kısmı kalp şeklinde, kenarları tam veya dişli, bazılarında hafif kalkanımsıdır. Çiçekler çeşitlilik gösterir, 4 çanak yapraklı, yeşil renkli, ovaryum (yumurtalık) alt durumludur. Taç yapraklar çok sayıda, büyük ve gösterişli ovaryumun dış tarafında yer alır. Stamenler (erkekorgan) taç ve çanak yapraklardan küçük olup ovaryumun yan yüzeyinde bulunur. Filament (ercik sapı) doğrusal, yumurta veya ters yumurta şeklindedir. Karpeller (meyve yaprağı) kısmen veya tamamen birleşmiştir. Stigma (dişicik başı) sapsız, merkezden çıkarak karpellere uzanan diskli stigmacık kupa şeklindedir. Tohumlar yuvarlak, yumurtamsı veya elipsoid, düzgün, boylamasına tüylü, ince zarlıdır.
Zakkum
Zakkum (Nerium oleander), Apocynaceae familyasından Haziran-Eylül ayları arasında beyaz veya pembe renklerde çiçekler açan 2-5 m yüksekliğinde Zehirli bir bitki türü.
Dere yataklarında ve su kenarlarında yetişir ve kışın yapraklarını dökmez. Ayrıca bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.
Gövdeleri dik, esmer renkli ve silindir şeklindedir. Yaprakları mızrak şeklinde, kısa saplı, karşılıklı veya üçlü dairesel durumlarda dizilmiştir. Çiçekler, yalancı şemsiye durumunda toplanmış, güzel kokulu, büyük çiçeklerin sapları tüylü ve oldukça kısadır.
Anadolu Hisari
Hakkında:
Anadolu Hisarı, Anadoluhisarı semtinde, Göksu Deresi'nin Boğaz’a döküldüğü yerdedir. 1395'te Yıldırım Bayezid tarafından yaptırıldı. Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı'nı yaptırırken bu kaleye de dış surlar ekletti. Anadolu Hisarı, İstanbul'un alınmasından sonra askeri önemini yitirdi. Çevresi zamanla bir yerleşim bölgesi durumuna geldi. Anadolu Hisarı, iç ve dış kale ile bu kalelerin surlarından oluşur. İç kale dikdörtgen biçimindeki dört katlı bir kuledir. İlk yapıldığında bir giriş kapısı bulunmadığı için kuleye iç kale surlarına uzanan bir asma köprüden giriliyordu. Üst katlarına da içerideki ahşap merdivenlerle çıkılıyordu. İç kale surları, dış kalenin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerini birleştirir. Bu surlar üç metre kalınlığındadır. İç surlarla birleşen dış kale surlarının üzerinde birçok kemer ve surları korumak için yapılmış üç kule bulunur. Asıl kalenin surları doğu-batı yönünde 65 metre, kuzey-güney yönünde 80 metre boyunca uzanır. Surların kalınlığı 2,5 metredir. Dış surlarda topların yerleştirildiği delikler bulunur.
Anadolu Hisarı'nın asıl kalesinde ve iç surlarında araları harçla doldurulmuş blok taşlar kullanılmıştır. Bugün bazı bölümleri yıkık olan Anadolu Hisarı’nın ortasından yol geçmektedir.
Karadeniz'in tek çıkışı Boğaziçi'nin Asya kıyılarında, 1390-91 yıllarında Sultan Beyazıt tarafından yaptırılmıştır.Yanında denize ulaşan bir dere vardır. Karşı kıyıdaki Rumelihisarı ile birlikte Boğaziçi transit geçişinin tam kontrol altında tutulması sağlanmıştı.Bu küçük kale, burçlarına yaslanan eski ahşap evler ve civarı ile pitoresk bir manzara oluşturur.Hisardan sonra, Fatih Köprüsünün Asya kulesinin bulunduğu Kanlıca semti sahil kahveleri ve yoğurdu ile meşhurdur.
İstanbul’u fethetmek isteyen ve kuşatan Sultan Yıldırım Beyazid tarafından, Karadeniz’den Bizans’a gelecek yardımlara engel olmak için 1394’te yaptırılan Anadolu Hisarı, İstanbul’un fethinden sonra pek fazla önemsenmedi.
Anadolu Hisarı, 1452 yılında Rumeli Hisarı’nın yapımı esnasında, Fatih Sultan Mehmet tarafından yeni bazı bölümler eklenerek güçlendirildi. Hisar, bir dönem hapishane olarak kullanıldı. 17. ve 18. Yüzyıllar’da Boğaz’a saldıran Kazakların durdurulmasında bu hisar rol oynadı. Daha sonra ki yıllarda da önemini kaybetti.