ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Harf devrimini yapan Mustafa Kemal Atatürk'ümüz yeni harflerin öğretilmesi için yazı tahtasının başına geçti. Milletimize yeni harfleri öğretmek için canla başla çalışmaya başlamıştı. Bakanlar Kurulu 11 Kasım 1928 günü yaptığı bir toplantıda Atamıza "Millet Mektepleri Baş Öğretmenliği" unvanını verdi.
24 Kasım 1981 yılında 24 Kasım'ın her yıl öğretmenler günü olarak kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Gününde öğretmenlerimizin değerini, sorunlarını ve hizmetlerini hatırlar, onların emeklerini boşa çıkarmamak için gayret ederiz.
Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Gerçeği, daima gerçeği, yeniliği, gelişmeyi ve bilimi anlatır. Yeteneklerimizin gelişmesine yardımcı olur. Doğruluk, dürüstlük ve yardımseverlik gibi evrensel değerlere ulaşmamızı sağlar. Bize anne olur, baba olur, kardeş ve arkadaş olurlar. Dünyanın en saygın insanları olan siz öğretmenlerimizin huzurunda saygıyla eğilirim.
Öğretmen; öğretme işini görev edinen kişiye denir. Öğretmenlik bir meslektir. Kişinin öğretmen olabilmesi için öğretmen yetiştiren bir okulu bitirmesi gerekir. İlkokullarda öğretmen Sınıf Öğretmenidir. Sınıfın bütün derslerini aynı öğretmen okutur. Ortaokul ve Liselerde ders öğretmenliği vardır. Meslek okullarında dersler özel şekilde yetiştirilmiş meslek öğretmenleri tarafından işlenir.
Eskiden öğretmene "Muallim", öğretmen yetiştiren okula da "Muallim Mektebi" denirdi. Ülkemizde öğretmen okulu ilk kez 16 Mart 1848'de açıldı.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde eğitime ve öğretime önem verilmiyordu. Az sayıda okul vardı cumhuriyetin ilanıyla birlikte yurdumuzun her yanına yeni yeni okullar açıldı. Okul çağında olanlar bu okullarda okumaya başladı.
Atatürk, eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin kabulü tüm yurtta sevinç yarattı. Halkın yeni harfleri kısa sürede öğrenip daha çok yurttaşın okur - yazar olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma başladı. Okuma - yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma - yazma öğreten okullar açıldı. Bunlara Millet Mektepleri adı verildi.
Atatürk, Ulus Okulları dediğimiz Millet Mektepleri'nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata'ya Ulus Okullar Başöğretmenliği sanını verdi. 24 Kasım Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.
Öğrencileri, öğretmenleri, okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı.
Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda nasıl canla başla çalıştıklarını yakından izlemiştir. Yurdumuzun düşman tarafından paylaşıldığı sırada öğretmenler Öğüt Kurulları oluşturarak halka ulusal bağımsızlık, Ulusal Kurtuluş Savaşı düşüncelerini yayıyordu. Öğüt Kurulları dışında öğretmenler 14 eğitim kuruluşu ile birlikte Milli Kongre Cephesini kurdular. Milli Kongre Cephesi, düşmanların İzmir'i işgal ettikleri günlerde Sultanahmet Mitingini hazırladı. Bu mitingin konuşmacılarından çoğu öğretmenlerdi.
Başöğretmen Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda gösterdikleri etkinliği hep övmüştür. Atatürk yeni Türkiye'nin yaratılmasında öğretmenlere büyük görevler düştüğü inancındaydı. Çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin yaygınlaşması gereğine inanıyordu. Bu nedenle Atatürk "Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir." Sözleriyle öğretmene verdiği önemi ve duyduğu saygıyı en güzel biçimde belirtmiştir.
Atatürk'ün 100. Doğum yıldönümü 1981 yılında, 24 Kasımın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
Öğretmenler Günü'nde öğretmenin toplum içindeki yeri, değeri belirtilir. Öğretmen sorunları dile getirilir. Öğretmenler Günü'nde; eğitime, öğretime hizmet etmiş, saygınlık kazanmış öğretmenler anılır. Gençlerin yetişmesindeki katkıları anlatılır. Mesleğe yeni giren öğretmenler 24 Kasımda Öğretmen Andı içerek göreve başlarlar.
Öğretmen; yapıcı ve yaratıcıdır. İnsan haklarına saygılıdır. Öğretmen özverili, çevreye güven ve inanç veren, içi insan sevgisiyle dolu bir kişidir. Atatürk; "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." demekle öğretmene yüklediği sorumluluğu ve değeri anlatmıştır.
Öğretmenler sevgi dağıtır. İçimizi aydınlatır. Bizi doğruya yöneltir. Bilgili kişiler olmamız için çaba gösterir. Dünyayı tanıtır. Öğretmen her alanda yeniliği, yenileşmeyi savunur. Gerçekleri anlatır. Beceri ve yeteneklerimizin gelişmesine yardımcı olur. Kısaca analar doğurur, öğretmenler yetiştirir.
Bir milletin milli, ahlâki ve kültürel yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olması öğretmenlerinin üstün çalışmalarına bağlıdır. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı öğretmenlerdir.
Bizleri ham bir madde olarak ele alan öğretmenler, üzerimizde titiz, dikkatli ve sabırlı çalışmalar yaparak bizi şekillendirirler. Duygularımıza, ruhumuza, fikirlerimize ve hayata bakışımıza en güzel desenleri verirler.
Bize doğruyu, güzeli, iyiyi, mertliği, milli duyguları ve Atatürk ilkelerine bağlılığı öğreten öğretmenlerimizdir. Biz onların eseriyiz. Sıhhatini, nefesini, enerjisini, gençlik yıllarının hepsini bizim için harcar.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ - ŞİİRLER
ÖĞRETMEN
Dosttur o çalışanla, dosttur o yarışanla
Yarınlara el ele beraber koşanlarla,
Mutludur o, simsiyah saçları olmuşsa ak,
Dünden daha güçlüdür uyanırken her sabah.
Doğruya, güzelliğe, odur yolu gösteren
Odur hep geleceğe güvenle gülümseyen.
Bir ana, bir babadır çocuklara sunulan.
Odur eli öpülen, odur fedakâr insan.
Sarsılmaz bir inançla görevini sevmekte,
Ömrünü adamıştır milletine hizmette.
Ruhlara şekil veren, kafaları besleyen
Uygarlığa yürürken en öndedir öğretmen.
Nevin EMGEN
BAŞÖĞRETMEN
Atatürk benim,
Başöğretmenim,
Ne öğrendimse,
Ondan öğrendim.
Yenilikleri,
Hep o düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle,
İlk onu sevdim,
Atatürk benim,
Başöğretmenimdir.
Tarık ORHAN
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin. ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum.
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları.
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Ben bir köy öğretmeniyim, bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
Ne güller fışkırır çilelerinde,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek seni, beni kimse bilmeyecek
Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta.
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım.
Yurdumun çiçeklenmesi için, daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi ustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın,
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Ceyhun Atuf KANSU
ÖĞRETMENİM
Küçük bir çocukken geldik yanına,
Kucakladın bizi sardın canına,
Sevgiyi saygıyı kattık şanına,
Okuryazar olduk ilk öğretmenim.
Tüm bildiklerini bize öğrettin,
Millete faydalı bireyler ettin,
Kalemi kılıçtan çok keskinlettin,
Çareler ürettin sen öğretmenim.
Ödevler yaptırıp asıl talibe,
İmkân hazırlayıp her bir talep'e,
Feraset gösterip seçtin talebe,
Sanatkâr adayı hep öğretmenim.
Edebiyatla Din Tıp Filoloji,
Tarih Fizik Kimya ve Biyoloji,
İktisatla Sanat ve Sosyoloji,
Bilimden yelpaze sen öğretmenim.
İstikbale giden bilgi selinde,
Kitaplık dolusu her eserinde,
Derin ilim varken ana dilinde,
Neye başka talep var öğretmenim.
Vatan bir okulsa ilk nöbettesin,
İlim denizinde hep seferdesin,
Kutsal mesleğinle gönüllerdesin,
Benim de gönlümü al öğretmenim.
Saymakla tükenmez faziletlerin,
Zamanen ödenen o bedellerin,
Kıvancındır üstün talebelerin,
İftihar ediniz siz öğretmenim.
Atam sen de dahi bir öğretmendin,
Bütün yenilikler senin eserin,
Layık insanlarda bil şaheserin,
Büyük Atatürk'üm başöğretmenim.
Güngören 20.11.02
İSTANBUL
Zeki İ.KIZILIŞIK
SEVGİLİ ÖĞRETMENİM
Sevgili öğretmenim,
İnan sen bir ışıksın.
Yanarsın gece gündüz.
Aydınlatırsın bizi.
Doğruyu, güzeli,
Bize sen öğretirsin.
Vatanıma sevgiyi,
Kalbimize sen korsun.
Çevreni aydınlatır,
Bir mum gibi erirsin.
Anne - baba gibisin,
Bizi, bağrına hep basarsın.
Fethi BOLAYIR
ÖĞRETMENLER GÜNÜ - GÜZEL SÖZLER
Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
Dünyanın her yanında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve en değerli varlığıdır.
Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir.
Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.
Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur.
Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.
Geleceğin güvencesi eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.
Alibeykoy
Hakkında:
Alibeyköy, İstanbul'un Eyüp ilçesi sınırları içindeki bir semttir. Tarihinde mısır tarlaları ile bilindiğinden günümüzde aynı tarlalardan eser olmamasına karşın semtin girişindeki dev mısır heykelinde de görülebileceği gibi semtin sembolü olarak seçilmiştir.
Tarihçe
Alibeyköy'e adını veren Ali Bey, Karesi Beyliği Emirlerinden Evrenos Gazi'nin oğlu Ali Bey'dir. Orhan Bey'in beyliği ele geçirmesinden sonra Karesi Beyliği Osmanlı hizmetine girmiş ve Evrenos Gazi Rumeli'deki fetih hareketlerinde Orhan Bey'i desteklemiştir. Hizmetlerinden ötürü Orhan Bey, Evrenos Bey'e vakıf için İstanbul'da istediği yerleri bağışlamıştır.
Evrenos Gazi'nin oğlu Ali Bey de zamanının Osmanlı sultanlarından olan Fatih Sultan Mehmet'i fetihlerinde desteklemiş ve o da babası gibi Fatih Sultan Mehmet tarafından iltifat görmüş ve günümüzdeki Alibeyköy semti sınırları içindeki bir çiftliği kendisine mülk olarak vermiştir. Semtin adı da onun işte sözü geçen Ali Bey'den ötürü Alibeyköy olmuştur. Ali Bey 1485 yılında vefat etmiş ve Yenice-i Vardar'daki türbesine gömülmüştür.
Bizans döneminde bir yerleşim yeri olmayan semt Osmanlı'nın kenti fethinden sonra da hızla yerleşime açılmamış hatta 1498 tarihli Osmanlı kayıtlarında semtin nüfusu içinde Ali Bey'in çiftliğindeki çalışanların çoğunluğu oluşturduğu 46 kişi olarak gösterilmiştir.
Osmanlı'nın son döneminde semt 90.000 dönümlük meralarıyla sarayın ve Osmanlı ordusunun et ihtiyacını karşılamak için yetiştirilen kasaplık koyunların beslendiği bir yer haline gelmiş, Cumhuriyet döneminde ise semtin topraklarının miri ve vakıf arazileri halka dağıtılmıştır.
Tarihi Yerleri
Alibeyköy'de Bulunan Tarihi Yerler ve Tarihi Eserler
Alibeyköyü’nün en eski yapısı, 1595 de inşa edilen Çoban Çeşme ve Silâhdar çeşmeleridir. 1700 lü yılların başında da merkezdeki Hatice Sultan Camii, Hibetulllah Sultan tarafından inşa ettirilmiş ve Padişah III.Ahmet minberini koydurmuştur.Bu yapı hakkında Camiler bölümünde daha geniş bilgiler bulunmaktadır.
1857 de Alibeyköyüne hicret etmiş olan ve kanun çıkınca Öztunç soyadını alan, en eski muhacir, Ali Dede ve oğlu Hasan Dede’nin çocuklarına anlattığına göre; Alibeyköyüne geldiklerinde 5 tane büyük köşk veya saray varmış. Bunların üç tanesi Adile Sultan köşkleridir, Dördüncüsü Ağa Efendi’nin satın alıp tamir ettirdiği ve sonra Apikoğluna sattığı konak ve beşincisinin de Çırçırdaki Tekke binası veya Jandarma karakolu binası olması iktiza eder. Çünkü başka büyük yoktu.
Ağa Efendinin konağı gerçek bir ahşap mimari şaheseri idi. Ahşap işleri ve süslemeleri, oymaları ile topyekün ev eşyası ancak saraylılarda veya en azından vüzera takımında olabilirdi. Şahsen o binada geçen çocukluğum (A. Hami Hatman) ve alt kısmındaki selâmlık dediğimiz küçük konağında geçen gençliğim sebebi ile bu yapıları hala gözümde, bütün ihtişamları ile canlandırabiliyorum.
Alibeyköyü nüfusu ilk yerleşenlerin çoluk çocük sahibi olup yeni aileler ile artmasından ziyade, aldığı göçler ile çoğalmıştır. İlk gelenler Ali Beğ’in Yenicevardar’dan çiftlik için gönderdiği bahçıvan aileler idi. Bir kısmı daFatih Vakfiyeleri ile Saya merasında kurulan Saya Ocağı ve eş zamanlı olarak Evlice Baba vakfı ile Alibeyköyü’nde kiraya verilecek evler inşa eden çalışanlardı.Alibeyköyü,II. Beyazıt Vakfiyeleri ve Kırım Fatihi Mustafa Bey vakfının çiftliği için gelenler ve doğumlarla , 17 asır ortasında 40 haneye ulaşmıştı.
Bizans döneminde Alibeyköyünde yerleşim yoktu. Bizanslılar surların dışında, bilhassa Eyüp semtinde bazı yapılar inşa etmişler ve su kaynaklarını ayazma denilen depolu çeşmeler haline getirmişlerdir. Bu içme sularının kalıntıları 1950 yıllarında Alibeyköyünde de vardı
Alibeyköyünde M.Ö. 2. asırdan kalma bazı mermer eserler bulunmuş ve bunlar İstanbul Arkeoloji müzesine kaldırılmıştır. Bunlardan anlıyoruz ki Alibeyköyü semti yerleşim yeri olmamakla beraber Bizanslı ve diğer halkların yararlandığı bir bölge idi.
Alibey çiftliği onun 1485 de vefatına kadar devam etti. 1498 tarihli Osmanlı kayıtlarında köy nüfusunun 46 kişi olduğu yazılıdır. Bunlar Alibey çiftliğinin personeli olup bir kısmı toprağı işleyerek vergisini veren ve koyun yetiştiren müslümanlar idi. Hiç bir devirde Alibeyköyüne gayrimüslim iskân edilmedi. Hristiyanlar Silâhtar ve Çamlık semtini tercih ederlerdi.
Evliya Çelebi , kuruluştan 200 sene sonra yazdığı seyahatnamesinde Alibeyköyü’nün, 17 asır ortalarında, “ Kırk kadar evi olan ve 70-80 kadar çınar ağacı ile süslenmiş bir mesire yeri “ olduğunu yazmıştır. Burası şimdi Çırçır dediğimiz mahalledir. Çırçır 1720 lerde yeniden ihya edilmiş ; Bentler, havuzlar, fıskiyeler ve gül bahçeleri yapılmış ve çitlenbiklerdeki IV. Mehmet’in av köşkü de oğlu III. Ahmet tarafından tamir edilmiş ve Alibeyköyü gerçek bir mesire, zevk ve sefa mahalli haline gelmişti.
Bu dönemde Alibeyköyü’nün adı Hüsrevabat olmuştu. Bu saltanat 1730 tarihine kadar sürmüş, isyancılar Kâğıthane ve Alibeyköyü’nü yakıp yıkmışlar ve yağma etmişlerdi
Fetihten 400 yıl sonra 1850’ lerde Adile Sultan Alibeyköy-Silâhtar arasındaki yolun yamacına bir saray grubu inşa ettirdi. Çok hayırsever olan bu sultan Alibeyköy halkına çok yardımlarda bulundu. 1899 da vefatından sonra bakımsızlıktan harap olan saraylardan 1950 yıllarında yalnız temeller kalmıştı. Bunları da bu tarihten sonra gelen gecekonducular söküp kullandılar
Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet II. İle başlayan Hassa arazilerini yararlı şahıslara vererek vakıflar kurdurma olayı oğlu II:Beyazıt ile devam ederek Alibeyköy ‘de bir çok vakıf kurulmasına ve arazilerin bu vakıflar tarafından kiraya veya yarıcılık yolu ile işletilmesine neden olmuştur. 1793 lerde de Alibeyköyünün büyük bir bölümü III.Selim tarafından Silâhtarı Seyit Abdullah Ağa’ya verilmiş ve Ağa’nın kurduğu vakıf halen Alibeyköylünün yüreğine oturmuş ve gündemindedir
Ayrıca vakıf dışındaki araziler miri malı olarak Devlet ve Padişah hayvanlarının yayılma ve barınma yeri olarak kullanılırdı. Silahtar yolu üzerinde ve Çobançeşme’de bu iş için büyük ahırlar ve bakıcılar için mekânlar vardı.Osmanlının son döneminde Alibeyköy arazisi Paşalar’a arpalık olarak verilmişti. Silâhdar Alibeyköy arası çayırlar Enver Paşa tarafından ekiliyordu.
Bugün Saya merası dediğimiz bölgenin Yeşilpınar kısmında Saya Ocağı isimli bir teşkilât vardı. Bunlar Sarayın ve Osmanlı Ordusunun ve İstanbul Şehrinin et ihtiyacını karşılamak üzere kendilerine tahsis edilen ve 90.000 dönüm olan mera’larında koyun beslerler ve Saraya kasaplık ve kurbanlık yetiştirirlerdi. Koyun miktarı yıllık 15.000 civarında idi. Kendileri ve hayvanatın ihtiyacı için 2000 dönüm tarlalarında sebze ve yem bitkileri yetiştirirlerdi. Sarayın günlük ihtiyacı hergün teslim edilirdi. Teşkilâtı yeniçeriler korurdu. Fatih Sultanı Mehmed’in Akşemsettin hazretlerinin tavsiyesi üzerine kurduğu bu ocak 1908 de kaldırıldı.
Saya Ocağı kalabalıktı.Çiftçisi, Çobanı, İşçisi, Sanatkârı, Ahçısı, Arabacısı, mezbahası ve Yeniçerileri ile büyük bir aile idi. Camisi ve özel mezarlıkları vardı. Meskenler, Bekâr odaları, Ağa evleri, ve Ahırlar, Ağıllar, Ambarlar ve işyerleri ile büyük bir sistemdi.Saraydan tahsisat almakla birlikte birçok gıda maddelerini kendileri yetiştirirlerdi.Çöplüğünde o kadar çok it ürerdi ki mevkiin diğer adı Köpek yaylası olmuştu.
Saya Ocağının Ağa’larından olan Mahmut Ağa, Köy’e inerek buraya yerleşti. Sonra seçimle Muhtar oldu. Cumhuriyet Hükümetinin 1933 deki umumi talimatı ile bütün köy arazisinin Miri ve Vakıf yerlerini halk’a dağıttı
İstanbulu'n işgalinde, müttefik kuvvetlerinden İngilizler şimdiki Hasdal’a karargâh kurmuşlardı. 2 Ekim 1923’e kadar burada kalmışlardı. Nöbet tutan devriyeleri köy içinde de Kartallı bahçede durak yaparlardı
Muhtarlıklar
ALİBEYKÖY MERKEZ MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 61 66
AKŞEMSETTİN MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 28 43
ÇIRÇIR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 85 90
DEFTERDAR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 576 01 44
DÜĞMECİLER MAHALLESİ MUHTARLIĞI 563 77 91
EMNİYETTEPE MAHALLESİ MUHTARLIĞI 625 44 42
ESENTEPE MAHALLESİ MUHTARLIĞI 627 80 81
EYÜP MERKEZ MAHALLESİ MUHTARLIĞI 581 73 97
GÖKTÜRK MERKEZ MAHALLESİ MUHTARLIĞI 239 19 18
GÜZELTEPE MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 25 24
İSLAMBEY MAHALLESİ MUHTARLIĞI 616 91 90
KARADOLAP MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 41 83
MİMARSİNAN MAHALLESİ MUHATARLIĞI 239 19 18
MİTHATPAŞA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 360 03 33
NİŞANCA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 567 16 13
RAMİ CUMA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 581 86 53
RAMİ YENİ MAHALLE MUHTARLIĞI 545 11 73
SAKARYA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 626 17 01
SİLAHTARAĞA MAHALLESİ MUHTARLIĞI 578 30 50
TOPÇULAR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 613 37 97
YEŞİLPINAR MAHALLESİ MUHTARLIĞI 649 95 51
KEMERBURGAZ BÖLGESİ MUHTARLIKLARI